“DEVE İNTİKALLİ” VE GAZLA ÇALIŞAN OYUNCUDAN BAŞARI BEKLENİR Mİ ?… / Deniz Arslan

Ligler bitti. Şimdi Türk oyuncular ne yapacaklar? Çoğunlukla; çalışmadan yan gelip yatacaklar. O plaj senin bu Beach kulüp benim gezip dolaşacaklar’ dedi Nejat Sancak Hoca.

Nejat Hoca 1996-97’den beri FIVB (Uluslar arası Voleybol Federasyonu) eğitmen kadrosunda yer alan 80 hocadan biri. Pek çok ülkeye gidip oradaki antrenörleri eğitiyor. Yani Voleybol ile ilgili söylediği şeyler öyle işkembeden değil.

Nejat hoca aklına geleni pat, pat, pat söyleyen biri. Öyle başkaları gibi ‘Aman şunu söylemeyeyim beni sevmezler, yok şunu yazmayalım yanlış anlaşılırım’ gibi ‘bir o yana bir bu yana’ oynayanlardan da değil.

Hocam oyuncular kızmasınlar sonra size’ dedim.

Neden kızacaklar? Söylediklerim doğru değil mi? Martta biten sezon ne zaman açılıyor? En erken açanlar Ağustosta başlıyorlar. Yani 8. ayda. Peki aradaki 5 ayda oyuncu ne yapıyor? Yiyor, içiyor, yatıyor, şişiyor, kaslar yağa dönüşüyor, yağlar sellülit olarak depolanıyor. Mesela ….oyuncu. Daha 19 yaşında. (Burada kulüp ve oyuncu ismi vermeyelim. Kim üstüne alınırsa alınsın artık) Ama bir bakıyorsun ki şişmiş. Topa gidemiyor. Gitse de yetişemiyor. Oyun içerisinde oluşan durumlara çok geç reaksiyon veriyor. Ki biz buna ‘deve intikali’(*) diyoruz. Yani çok ağır gidiyor. Sıçrayamıyor. Hücum ve Blok yapmak için vinç desteği lazım. Peki bu oyuncu nasıl gelişecek?’ dedi.

Nasıl olacak?’ dedim merakla.

Oyuncu 11 ay çalışacak. Sporun temeli atletizmdir. Koşacaklar, sıçrayacaklar, sürat, çabuk kuvvet ve akrobasi antrenmanları yapacaklar. Öyle salonda falan da değil. Ben bir dönem çalıştığım Karşıyaka takımını atletizm pistine götürüp koşturduğumda oradaki görevli Atletizm antrenörleri ‘Hocam 8 yıldır Voleybol takımını burada görmedik’ , hoş geldiniz demişlerdi. Sonuç olarak o sene Playoff finali oynamıştık fakat malum mihraklar çıkmamıza engel oldular’ dedi, ekledi Ayrıca sporcu ölü sezonda plaj voleybolu oynayacak, fitness yapacak vs. vs.

Hocam sonuçta bu işi planlayacak olan Antrenör değil mi? Programı koysun. Oyuncu ona uysun’ dedim.

Olması gereken o. Ama ne yazık ki uygulanamıyor. Çünkü oyuncuyu çalışmaya zorluyorsun. Bu sefer aileler ‘Kızımız çok mutsuz’ diye başlayıp mırın kırın ederek yönetime gidiyorlar. Çalıştığım bir kulüpte pasörün babası neredeyse her gün kulüpteydi. O kız yeterince ya da doğru çalışmadığı için şimdi sakat. Çok genç bir bir oyuncu o bölgeden neden sakatlanır? Yeterince ve doğru çalışmadığı için. Ya da çalıştırılamadığı için( kendinden kaynaklanan nedenlerle). Kurumsal takımlar hariç birçok kulüpte yöneticiler bu işi maalesef pek bilmiyorlar. Oyuncular iki mızmızlandığında antrenörü gönderiyorlar. Çözüm mü? Mesela ben şimdi sana soruyorum. Mavi- Beyazlı bir kulübümüz Coach A.K’yı gönderdi, yerine bir Brezilyalı hoca aldı. İzleyenler iyi plonjon attığını söylüyorlar. Brezilyalı geldiğinde 2 ya da 3 galibiyetleri vardı. Peki şimdi kaç?’ diye sordu.

Hemen telefonu açıp puan cetveline bakmak istedim.

Boşuna bakma. 7 galibiyetle bitirdiler. Brezilyalı geldiğinden kabaca 12 maçta 4 galibiyet aldı. Play-off hedefleri vardı Brezilyalı hocayı getirdiklerinde. Şimdi ise ligde kalmaları dahi Matematik olarak garanti değil. Şimdi sorun antrenörde mi? 12 maçta 4 galibiyete -ki bunların pek çoğu da altında olan takımlarla oynadığında almış- başarı diyebilir miyiz? Bir başka örnek vereyim. Yeşil Bursa’mızın Şehir idaresi kulübü her sene bir ton para yatırıyor ve ilk 4 hedefi koyuyor. Fakat sürekli 5. oluyor. Buna başarı diyebilir miyiz?’ dedi.

Peki ne öneriyorsunuz?’ dedim.

Voleybolumuzda maalesef standartlar yok! diye başladı.

En başta bu işin üst kurumu olan Federasyon Voleybola standart getirecek. Takımlardan bütçe realizasyonu garantisi alacak. Salonlara standart getirecek. Tıpkı UEFA’nın yaptığı gibi. Bunları yapacak takımları lige alacak. Yapamayanları almayacak. Sonra yöneticiler Antrenörlere güvenecek. Takımı emanet edecek, takımın içine karışmayacak. Federasyon da sezon içerisinde antrenör değişikliğini engelleyici kuralar getirebilir. Diğer taraftan da çuvaldızı kendimize batıralım: Türk antrenörleri de kendilerini geliştirecek. Artık bu işler öyle ‘hadi kızım, hadi aslanım’ diye pohpohlamakla olmuyor. İşin içinde istatistik var, kondisyon var, taktik çeşitlilik var. Bunlar muhakkak dönem dönem kurs ve seminerlere tabi tutularak geliştirecek. Sahaya çıktığında bir görüntüsü, bir ağırlığı olacak. Finallere gelmiş bir takımın antrenörü elinde su şişesi ile maçı kenardan seyretmeyecek’ dedi.

Hocam bunları yazayım’ dedim.

Yaz’ dedi.

Hocam pek çok antrenör konuşuyor ama iş yazmaya gelince ‘Yazma’ diyorlar’ dedim.

Sorun da burada zaten. Sorunları dile getirmeye getirmeye hiç sorun yok zannediyoruz, sanki her şey güllük gülistanlık memlekette’ dedi.

O zaman yazıyorum’ dedim bir daha.

Yaz Deniz Hocam yaz’ dedi.

Yazdım.

(*) Deve intikali : Mecazi olarak insanın her hangi bir konuda geç reaksiyon göstermesi için kullanılan tabir. Develerin yavaşlığının mecaz olarak günlük yaşama uyarlanan fadesi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s