BİR VOLEYBOL FENOMENİ: RECEP EKİN Deniz Arslan

Recep seninle ilgili bir yazı yazacağım’ demiştim bir ara.

Yapma hocam. Ben kendimi çok ön plana çıkarmak istemiyorum. Zaten bu yüzden kendi sitemde fotoğraflarımı hiç paylaşmıyorum’ diye cevap verdi.

İyi de camiadaki insanların seni tanımasında ne sakınca var?’ dedim şaşırarak.

Öyle ya; bu ülkede herkes tanınmak, ‘ünlü’ olmak istiyor. Bunun için de televizyonlardaki yarışma programlarına başvuran ‘detone’ sesler, moda programlarında birbirine sürekli laf sokan, bağıran kavga çıkaran genç kızlar, evlenmek bahanesiyle gidip bir türlü evlenemeyenler, farklı şekillere girerek birinin kendisini keşfetmesi için çabalayanlar dolu çevremiz.

Tamam, kabul ediyorum. Biz yazınca da insanlar ünlü olacak diye bir kaide yok ama sitemiz voleybol camiasında iyi bilinen, çok takip edilen özel bir site.

Nereden biliyoruz? Sitenin istatistiklerinden ve herhangi bir organizasyona gittiğimizde gördüklerimizden. Hatta pek çok kez insanlar bize gelip;

Hocam biz şöyle şöyle yaptık ya da şurada şu oldu, şu yanlış, şöyle olsa daha iyi olur. Belki yazarsınız’ diyorlar.

Bundan şikayetçi değiliz. Tam tersine insanların söyledikleri sayesinde pek çok haber yaptık.

Ama burada teklif benden gelmişti. Facebook’ta, voleybol ile ilgili haberlerin olduğu, canlı skor ve maç sonuçlarını hemen öğrenmek isteyen ve haftanın karmasını merakla bekleyenlerin müdavimi olduğu, 32 bin takipçisi olan ‘Voleybolcular’ sitesinin kurucusunu merak edenler vardı. Ama o ‘Hocam beni zaten bilen biliyor’ demişti.

Ben de haber konusunda çok ısrarcı olmadım.

Bu hafta Ankara’da 2. lig finallerinde aynı yerdeydik. Pek çok maçta da karşılaştık. Bazı maçları beraber izledik. Mesela A takımı 17- 14 öndeyken ‘Şimdi öne şu oyuncu gelecek, şu servise gidecek ve B takımı seti 25-21 alacak’ diyordu. Setin sonucu bir eksik, bir fazla öyle oluyordu gerçekten de. Benim favori gördüğüm bir takım için ‘Hocam onlar şu takıma yenilecekler çünkü ikisinin şöyle artıları şöyle eksileri var’ dedi. Nitekim de öyle oldu.

Her şeyi nasıl bu kadar biliyorsun?’ dedim.

Hocam kendimi bildim bileli voleybolun içindeyim. Takımların hocalarından tut tüm oyuncularına kadar, kuvvetli yönünü, zayıf yönünü, form durumunu, hatta bazen psikolojik durumunu bile biliyorum. Bu nedenle çok az yanılırım. Ha yanıldığım olmaz mı? oluyor tabii ki ama çok nadir’ dedi.

Maç aralarında beraber çay içtik, sohbet ettik, voleybol ile ilgili konuştuk. Açıkçası onunla her konuştuğumda ‘Ne kadar çok şey biliyor’ diye düşünüp kendime ‘Sen de voleybolu bildiğini sanıyorsun?’ diyordum.

İki günlük süre içerisinde Recep Ekin’in etrafında Federasyon üst düzey yöneticileri, idareciler, antrenörler, oyuncular ve hatta sporseverler eksik olmadılar. Üstelik de karşısındaki insanların onu sevdiği vücut dillerine, mimiklerine yansıyordu. Hemen herkesle iyi, herkesle konuşuyordu.

Açıkçası kıskandım. ‘Mübarek seni sevmeyen yok mu bu camiada?’ diye sordum.

Hocam ben kime ne yapıyorum ki beni sevmesinler? Elimden geldiğince herkese yardımcı olmaya çalışıyorum. İyi insanları bir araya getirmeye çalışıyorum. Bazen takımlar ve oyuncular arasında köprü olmaya çalışıyorum. Ben de senin gibi sorunları dile getiriyorum ama benim stilim farklı’ dedi.

Beni yanına çırak olarak alır mısın?’ dedim.

Estağfurullah hocam çırak ne demek! Alanlarımız farklı’ dedi.

Ayrılırken ‘Bu sefer seninle ilgili bir yazı yazacağım ‘ dedim

Aman hocam gözünü seveyim beni yazma!’ dedi.

Ben de yazmadım…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s