ÇARPIK BEDEN EĞİTİMİ… (1) Hasan Uğur Epirden

ÖN SÖZ
Bugün sizlere sporumuzun temeli, yani kaynağı olan okullarımızda yaşanan ve ucu ülkemizin başarı kriterlerine dayanan sportif çarpıklıklarımızı paylaşmaya başlıyorum… 

Bu dosyanın etkili olabilmesi, başta çok zor koşullar ve baskı altında görev yapan, politize olmaya zorlanan Beden Eğitimi Öğretmenleri olmak üzere, sporun erdemine vakıf, ülkesini seven, başarıya, daima başarıya endeksli tüm spor adamlarımızın, spor basınımızın duyarlı bir şekilde sahiplenmesiyle ve konuların üzerine kararlı ve cesur gitmesiyle mümkün olabilecektir…

Dünyada bu nüfusa sahip olup da bu denli başarısız olan çok az ülke bulunmaktadır… Zaman zaman, muhtelif branşlarda kazandığımız geçici başarılar ise, bazı Beden Eğitimi Öğretmenlerinin ellerindeki cevherleri keşfiyle başlayan, konunun uzmanı başarılı eğitmen antrenörlerle gelişen, alt yapıya önem veren, yatırım yapan, sporun felsefesini ve erdemini iyi özümsemiş bir anlayışa sahip kulüplerin ve de idarecilerin üstün çabalarıyla ve destekleriyle tamamlanan bir zor süreçte ortaya çıkmaktadır… Bunda üstün ırk olmamızın, irsi mücadele gücümüzün ve de azmimizin de rollerini asla unutmamalı, inkar etmemeliyiz…

SPOR EĞİTİMİNDE DİĞER ÜLKELERİN DUYARLILIĞI…
Hepimiz gayet iyi biliyoruz ki, fiziksel ve ruhen sağlıklı olmanın yolu beden eğitimi ve spordan geçmektedir… Gelişmiş ülkelerin sportif başarılarının temellerinde artık her ne kadar tıp da işin içerisine girmiş, laboratuar araştırmaları da çağdaş gelişimin gereği olarak inanılmaz aktif rol oynamaya başlamışsa da, okullarında yapılan Beden Eğitimi derslerinin ve de eğitmenlerinin rolleri ortadadır…

Haftada ortalama 8 saat Beden Eğitimi dersi yapılmakta olan bu gelişmiş ülkelerde, kendilerini eğitim kurumlarında gösteren, sportif gelecekleri üstün görülen öğrenciler, ayrıca kulüp bazında günde en az 2 saatlik bir antrenman programına alınır…

Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, Çin, Rusya, İtalya, Fransa, Almanya, İngiltere, Japonya, Brezilya, Avustralya, Kanada, Norveç, Danimarka başarılarını alt yapılarını okullara dayayıp, verim almış ülkelerden bazılarıdır…

Evet dünyada hal böyleyken tarih boyunca lider ve büyük uluslar arasında mümtaz bir yeri olan Türkiye’miz ise bugün hala “Avrupa Birliği”ne girme sürecinde dahi maalesef haftada brüt (!) 40 dakikalık bir beden eğitim dersi ile yetinmektedir…

Seksen milyona dayanmış dev bir nüfusumuz olmasına rağmen 2016 Rio Olimpiyat Oyunlarında varlık gösterememiz yanlış politikalar, birbirleriyle bir türlü kaynaştırılamayan Gençlik ve Spor ve Milli Eğitim Bakanlıklarının beceri zafiyeti ve sportif zafiyetinin becerisidir (!)…

Eğitim müfredatımızda Beden Eğitimi dersinin ilköğretimde ve orta öğretimde haftada 1 ders (O da seçmeli sistemde) tablosuyla Dünya ülkeleri ile sportif alanda yarışmamızın ne kadar zor olduğunu görmemiz ve her şeyden önce sağlıklı bir nesil yetiştirmemizin asla mümkün olamayacağını anlayabilmemiz açısından hayli önem taşımaktadır…

DEVLET “BAŞ SUÇLU”…
2016 Rio Olimpiyat Oyunları sonrası bürokraside politik kıvraklıkla (!) neredeyse Beden Eğitimi Öğretmenlerine kadar çıkarılan “Başarısızlık Faturası” çok çirkin ve de ayıptır !…

Bence burada, dünden bugüne devleti yönetenlerin, yani hükümetlerin zincirleme hatalarının ve bu hatalarında anlaşılmaz ısrarlarının, sonrasında da sorumluluktan kaçan pişkin tavırlarının, en önemlisi sportif zafiyetlerinin büyük rolü vardır…

Eğitimin kısıtlandığı, hatta katledilip, yok edildiği bir anlayışta başarı beklemek ya kastı ya da cehaleti çağrıştırır. Burada en büyük suçluyu, en tepede aramak en doğru gözlem olacaktır…

Türkiye’mizin sosyal bünyesinde spor hareketlerini düzenlemekle görevli olanlar, Türk çocuklarının spor hayatını yükseltmeyi düşünmeliler, aynı zamanda, sadece gösteriş için herhangi bir yarışmada kazanmak hedefiyle bir spor planı çizmeyi değil, esas olan, her yaştaki vatandaşlar için Beden Eğitimini sağlama görevlerinin yerine getirmek zorundadırlar. Bunun için gereken her türlü yatırım yapılmalı, program uygulanmalı, destek sağlanmalıdır !…

ATATÜRK’ün “Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur” sözü bir düstur olmalıdır !… İşte tüm bunları kavrayabilecek, yön verebilecek kapasite ve idealde bir Hükümet, bir Başbakan, ve kademesinde de vazifesini en iyi şekilde kavrayabilmiş, oldukça aktif, iştahlı, bilgili ve de tecrübeli kişilerin başını çektiği Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı gereklidir!

Özetlemek gerekirse FARABİ’nin şu sözleri işin püf noktasını çok iyi özetlemekte; “Önce doğruyu bilmek gerekir, doğru bilinirse yanlış da bilinir. Ama önce yanlış bilinirse doğruya ulaşılamaz!…”

(Devam edecek !…)

Pek yakında; ÇARPIK BEDEN EĞİTİMİ… (2)

SPOR YAPMANIN ANA ŞARTLARI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s