YALANDAN, DOLANDAN, KANDIRMAKTAN KİM ÖLMÜŞ ?… Hasan Uğur Epirden

 

Voleybol Federasyonu’nun Başkan vekillerinden, yaklaşan genel kurulda başkanlığa adaylığını koymaya hazırlanan (!) Üstün Asbaşkan (Akif Üstündağ) milletle dalga geçer gibi, Kongrede ne söz verdiysek yaptık !…” demiş ?…

Yalandan kim ölmüş ?…

İnsanları kandırmaktan da ?…

Basın özgürlüğünü, eleştirilere tahammülsüzlüğü anti demokratik bir anlayışla kafalarına göre cezalandırmaya çalışarak sporumuzda emsali görülmemiş bir ayırımcılığa soyunan Mutlu Başkan, Üstün Asbaşkan, Eksi Asbaşkan ve yönetim kurulunda yer alan tüm üyeleri kınıyorum…

1,5 yıl önce bile yaptığım çok özel ankette camiamızın % 82’si tarafından “Başarısız” ve “Çok başarısız” bulunan Federasyonu bir tek kişinin bile “Başarılı” bulmaması, % 10’unun ise sadece fena bulmadığını (!) belirtmesinden ders çıkartmayan Federasyon zoru başararak, başarısız olma başarısına imza atmış bulunmaktadır…

KARABIYIK BAŞKAN’IN UNUTULMAYAN ÇARPICI AÇIKLAMALARI…

Çok iyi hatırlıyorum, Karabıyık Başkan tüm kibarlığıyla, seçimde 3‘te 2 delegenin kendisine söz verdiği halde, yukarılardan (Zamanın Spor Bakanı Suat Kılıç‘ı ve Gençlik Spor Genel Müdürü Mehmet Baykan‘ı kastediyordu) müdahalelerinin, 10-15 gün kala da bazı karşılanamaz illegal taleplerin olduğunu, bu safhada baskılarla karşılaştığını, ciddi usulsüzlük yaşandığını, seçimi bu yüzden kaybettiğini ifade etmiş,Çok ilkeli durursanız, kaybedersiniz !… Seçimden çekilebilirdim, ancak bu sefer beni sorumlu görecekler, ben kötü olacaktım…” yorumunu yapmıştı…

Ayrıca, İstanbul 2020’nn avucumuzun içinden kaçmasında da politik sebeplerin rol oynadığına işaret eden Karabıyık Başkan, Tüm branşlarda ciddi anlamda özerkliğe müdahaleler var !…” ifadesini kullanmıştı…

Genel Kurul sonrası, yeni yönetimin icraatıyla ilgili konuşmak istemediğini söyleyen Karabıyık Başkan, ancak aradan 1 yıl geçtikten sonra voleybol camiasında değerlendirme ve eleştirilerin başlamasının doğal olduğunu, görevdeki Başkanın ve ekibinin belirli vaatlerle göreve geldiğini, verilen sözleri tutmadığını vurgulamış, Türk voleybolu büyümüyor, dünya voleybolu küçülüyor…” diyerek kendi dönemlerindeki başarıları küçümseyenlere göndermede bulunmuş, Dünya Voleybolu Genel Kurul sonrası birden bire büyümeğe mi başladı ?…” diye atıfta bulunmuştu…

Anadolu’da salonlar vaat edildiğini de hatırlatan Karabıyık Başkan, Bırakın meydana getirmeyi, kaçının temelleri atıldı ?…” sorusunu yöneltmişti…

Yeni yönetimin borç devraldıkları iddiasına da büyük tepki gösteren Karabıyık Başkan, Federasyonu devraldığımız zaman 800 bin lira borç vardı… 6,5 yılda 5 milyon nakit, 2012 sonuna kadar da protokolları yapılmış 15 milyon net alacakla birlikte tam 20 milyon devrettik… İdari yapılanma dahil tüm hedeflere ulaştık… Vaat ettiğimiz her şeyi gerçekleştirdik… 20’ye yakın salon inşa ettik, plaj voleybolu kortları yaptık… Oteller meydana getirdik… Tüm bunları 10-12 ay içerisinde gerçekleştirdik… Mini voleyboldan tutun, 3. liglere kadar sponsorlar birbirleriyle yarışır duruma geldi… Geldiğimizde olmayan Türkiye Kupasını yeniden hayata geçirip, prestijli seviye kazandırdık… Kim tüm bunların aksini iddia ediyorsa, çıkar hesabını belgeleriyle veririm…” demişti…

Erol Ünal Karabıyık Başkan‘ın plan ve programına, odaklandığı hedeflere, meydana getirdiği tesislere, TVF Lisesine, bütçe zirvesine ve de en önemlisi zamanın Spor Bakanı Suat Kılıç ve GSGM’nin başında olan Mehmet Baykan‘ın spora etik olmayan çirkin müdahalelerine seçimi kaybetme pahasına karşı dik duruşuna her aklı selim voleybol sever gibi şapka çıkartmış bir voleybol emekçisiyim…

Bu serveti ve mirası çarçur eden “Mutlugiller”in savunacak tek bir örneği bulunmamasına karşın bu pişkinliği aklı selim her duyarlı voleybol ailesi bireyi olarak beni de kızdırmaktadır…

İddia ediyorum, eğer yıllardır Voleybol Federasyonu’nu bu denli eleştiriyorsak, demek ki ya bizde, ya da onlarda bir rahatsızlık var ?…

Gelin aramızdaki hastayı hep beraber bulalım, tedavi edelim ?…” diyeceğim ama görüyorum ki Federasyondaki bu müzmin hastalık kronikleşmiş tüm vücutlarını sarmış durumda ?…

BİR DE MUTLU BAŞKAN’IN SÖZ VE VAATLERİNİ HATIRLAYALIM…

Voleybolda değişim: dostça, birlikte, paylaşımcı yönetim…” parolasıyla adaylığını açıklarken Mutlu Başkan neler söylemiş, hangi vaatlerde bulunmuştu, gelin bir de onları hatırlayalım ?…

Voleybolu farklı bir bakış açısıyla daha da ileriye götürmeye çalışacağız.”

6 yıl birlikte çalıştığım Karabıyık Başkanımla birlikte oluşturduğumuz plan ve projelerin hepsi devam edecek.”

Şeffaf, paylaşımcı olacağız, voleybol ailesinin bütün bireylerini kucaklayacağız.”

Sloganımız, federasyon yönetiminde değiştireceğimiz düşünce ve yönetim tarzını tanımlıyor. Projelerimizin başında kulüpleri güçlendirmek ve sponsorlarla iletişimlerini artırmak var.”

Sloganımızı öncelikli olarak federasyon yönetiminde değiştireceğimiz düşünce ve yönetim tarzını tanımlıyor. Bu değişimin önemli bir yenilik olduğunu düşünüyorum. Bu değişim ülkemizin, paydaşlarımızın gerçek fikir gücünün, performansa ve ‘Türk Voleybol Ekolünü’ yaratacak fikirlere dönüştürecektir.”

Yeniliklerimizden biri de kurumsal iletişim ve pazarlama konusunda ihtiyaç duyan tüm kulüplerimize, sağlayacağımız, danışmanlık desteği ve eğitimlerimiz olacak. Projelerimizin başında kulüplerimizi güçlendirmek var. Kulüplerle sponsorlar arasındaki iletişimi artıracağız. Antrenör eğitim sistemimiz de dünyadaki son gelişmelere göre güncellenerek, bize ait ve uygun olan ‘Türk Antrenör Eğitim’ ekolünü oluşturacağız.”

Londra 2012 Olimpiyatları final maçları bize çok net bir mesaj veriyor. Orada olmak istiyorsak, önce fiziksel güç olarak onlarla aynı seviyeye gelmemiz gerekiyor. Bu konuda zaman kaybetmeden erkek voleybolcu sayısını artırarak, kulüplerden gelen oyuncularla beraber sinerji yaratıp, erkek milli takım gelişiminin süratle üst seviyelere çıkmasını planlıyoruz. Kulüplerimiz bugüne kadar ellerinden geleni yaptılar. Herkesin inandığı plan çerçevesinde birbiriyle iletişim halinde federasyon ve kulüpler yapacakları çalışmaları milli takım sezonunda birleştirerek bu gelişim hızlandırılmalıdır.”

Yabancı oyuncu konusunda takımların da görüşlerini alacağız. Hedefimiz rekabet ve kaliteyi artırmak.”

Yabancı oyucu sayısı çok tartışıldı. Kulüplerin lig yönetimine daha katılımcı olmalarını ve bu konunun kulüplerle konuşulması gerektiğini düşünüyoruz. Ana hedefimiz, tüm alanlarda rekabeti artırarak, kaliteyi yükseltmek. Rekabet halinde oynanan ulusal ligin ve Avrupa Kupaları’nda finallere kadar giden kulüplerimizin oyuncularının son 3 senede performanslarının ne kadar geliştiğini gördük. Bu gelişmeyi hangi sistemle yakaladık. Yeterli sayıda üst seviye oyuncumuzun gelişmesine paralel her türlü kısıtlama yapılabilir, yeter ki ligimizin kalitesi ve seviyesi düşmesin.”

Türk oyuncusunun korunmaya ihtiyacı yok. Uygun rekabet koşullarında kendini çabucak geliştirir. Türkiye olmazsa, yurt dışında oynayarak ülkemizi temsil edebilir.”

Türk spor yönetiminin 2016 ve 2020 Olimpiyatları adaylığı çerçevesinde koyduğu hedeflere, voleybol açısından paralel çalışacağız”

Federasyonda yeni yapılanmaya gitmek istiyoruz. özellikle medya planlama, pazarlama ve danışmanlık konularında yeni adımlar atacağız.

Voleybol spor okullarını her ile yayacağız. Bu çerçevede, okullar arası voleybol turnuvalarını artıracak, voleybol aktivitelerini çoğaltacağız. Milli takımlar konusunda, erkek ve bayan voleybolunun planlarının ayrı ayrı yapacak, erkek voleybolunu da tıpkı bayanlar gibi ileri seviyeye taşıyacağız.”

Kulüplere ihtisas kondisyonerleri konusunda destek verilmesi ve kulüp sayısının artırılıp, onları güçlendirmek en önemli hedeflerimizdir. Başlangıç olarak 2. ve 3. liglerde kulüplerden alınan katılım bedellerini kaldıracağız.”

Antrenörlük eğitimi sistemini en güncel haliyle uygulayacağız. Hakem ve gözlemciler konusunda da birtakım yenilikler yapacak, saygın ve tarafsız bir MHK oluşturacağız. Tesisleşme konusunda başlatılan harekete aynı şekilde devam edeceğiz. Tesislerin daha verimli kullanılmasının önünü açacağız ve çoklu voleybol sahalarına yatırım yapacağız.”

Plaj voleyboluna daha fazla yatırım yapmayı planladık. Organizatörler sistemin birer parçası haline getirilecektir.”

Voleybol Federasyonu’nun Başkan vekillerinden, yaklaşan genel kurulda başkanlığa adaylığını koymaya hazırlanan (!) Kongrede ne söz verdiysek yaptık !…” diye ahkam kesen Üstün Asbaşkan’a (Akif Üstündağ) şimdi soruyorum;

Elinizi vicdanınızın üzerine bir koyun, kendinizi dürüstçe muhakeme edin, delikanlıca cevap verin !…

Bu vaatlerinizin hangi birisini yerine getirdiniz ?…

YALANDAN, DOLANDAN, KANDIRMAKTAN KİM ÖLMÜŞ ?…

Ve siz voleybol ailesinin değerli bireyleri, genel kurulda oy veren, verecek olan delegeler;

Lütfen bu yazımdaki soruları bir kez de sizler sorun ve cevaplandırın !…

Unutmayınız, voleybolun geleceğine sizler imza atacaksınız…

Bunun sorumluluğı ışığında, vebalini de sevabını da en az seçtiğiniz kişi/kişiler kadar sizler de taşıyacaksınız…

Bunu lütfen aklınızdan çıkarmayınız…

Başkan adaylarının ortaya zıplamaları akabinde “HURŞİT YAZILARI”ndan sonra hazırlamakta olduğum çok çarpıcı, tarihi bir yazı dizisini belgelerle paylaşacağım…

Son 4 yılda neler neler olmuş da yaşamaya mahkum edilmişiz, ibretle okuyacaksınız !…

6 Comments

  1. Bakan zaten gerekeni söyledi..Başarılı olmayan federasyonlar gereğini yapsın dedi..Neyi bekliyorlar kovulmayımı..

    Beğen

  2. Ekim de ki seçimi dört gözle bekliyoruz..bu yönetim de kim varsa hepsi gitmelidir..Bizim şehrimizdeki kulüplerden kendilerine oy çıkmayacak..

    Beğen

  3. Değerli hocam yeni sitenizin hayırlı olmasını dilerim .Sizi susturamayacaklarını nasıl anlayacaklar acaba ?

    Beğen

  4. Sayın spor bakanı açık açık istifa etmelerini istemedi ,ancak istifa etmelerinin ip uçlarını verdi. Bu daveti görmemelerinin yada alamamalarının nedeni aşağıda yazdıklarım olabilir mi ?

    Narsistik Kişilik Bozukluğu

    Kendini mükemmel görmek, başkalarını düşünmemek ve yargılanmaktan korkmak.

    Narsistik Nedir ?
    Narsistik kişilik bozukluğu kendini mükemmel görmek, başkalarını düşünmemek ve başkaları tarafından yargılanmaya aşırı hassasiyet olarak tanımlanabilir. Sadece kendini düşünmek ve davranışlarının başkalarına olan etkisini umursamamak bu kişilerin en temel özellikleridir.
    Narsistik kişiler genelde ilgi odağı olmayı, dikkat çekmeyi ve olayları kontrol etmeyi isterler. Başkalarının hayranlığını ve sevgisini kazanmayı şiddetle arzularlar. Kendileri hakkında mükemmeliyetçidirler. Dikkati üzerilerine toplamak için tiyatromsu krizler yaratabilirler. Bu kişiler herkesin ve her şeyin kendilerine bağlı olması gerektiğine inanırlar.
    Narsistik kişilik bozukluğu olan kişiler mükemmele ulaşmak için aşırı derecede çaba sarf ederler. Birisi kendilerini yada yaptıkları işi eleştirdiğinde büyük bir öfke ile tepki verirler ve saldırganlık gösterebilirler.
    Diğer taraftan bazı Narsistik kişiler ihtiyaçları olan tüm ilgi ve dikkati çekmelerine yetecek kadar yetenekli ve başarılı olabilirler. Böylece her hangi bir problem yaşamazlar ve gayet sağlıklı görünebilirler. Bu durumda bile hala kendilerinden bekledikleri normal üstü beklentileri nedeniyle tam olarak tatmin olmayabilirler.
    Narsistik kişiler genelde kendi değerlerini fazlası ile abartırlar. Sürekli olarak yeteneklerini olduğundan fazla gösterirler, ukala, gösteriş meraklısı ve kendini beğenmiş görünürler. Kendilerinin herkesten daha üstün olduğuna inanırlar. Bu şekilde düşündükleri sürece kendilerini güvende ve mutlu hissedebilirler. Kişiliklerinin olumsuz taraflarını genelde inkar ederler yada mantıklı açıklamalar getirirler. Fakat kişi eğer önemli başarılara imza atamaz ise büyük bir ikilem yaşamaya başlarlar. Bunun sonucunda kendilerini sahtekar, boş ve mutsuz hissederler.
    Bu kişiler duygusal olarak uç noktalarda yaşarlar; dolayısıyla ya kendilerini mükemmel görürler ya da utanç içinde kahrolurlar. Başka insanların onaylaması ile kendilerini mükemmel hissederler, gururlu, kibirli ve mağrur olurlar, kendi kendilerine yetebilirler. Başkalarının onayı olmaz ise yada kesilirse birden kendilerini aşağı hissederler, çirkin olduklarını düşünürler, kıskançlık ve haset duyarlar ve kendilerine olan tüm güvenlerini yitirirler.
    Narsistik kişiler başkaları ile işbirliği yapmakta zorlanırlar çünkü dikkatleri hep kendi üzerlerinde olur. Yaptıkları her işte insanların hayranlığını kazanmaya ve mükemmelliklerini ve üstünlüklerini ispatlamaya çalışırlar. Başka insanların duygularını yada ne yaşadığını algılayamazlar. Empati yapamazlar ve ender olarak bir insana duygusal olarak bağlanabilirler. Eğer başkalarının ihtiyaçlarını sezebilirler ise bunu o kişilerin zayıflıkları olarak değerlendirirler.
    Narsistik kişiler başkalarının kendi rahatları ve mutlulukları için başka insanların isteklerinden vazgeçmeleri gerektiğine inanırlar. Sadece bir şeyi istiyor olmaları elde etmek için yeterli bir nedendir. Başkalarından özel muamele görmeyi hak ettiklerine inanırlar. Bu insanlar genelde başkalarına haset ederler ve diğer insanlarında sürekli kendisini kıskandığını düşünür. Başka insanların sahip oldukları değerleri ve başarıları kıskanır.
    Bu kişiler çoğunlukla başkalarının kendilerini nasıl algıladıklarına dikkat ederler, dolayısıyla değerli, üstün saydıkları, özel yada yüksek statüye sahip insanlar ile olarak kendi değerini arttırmaya çalışırlar.
    Narsistik kişilerin başkaları ile olan ilişkileri sorunludur çünkü aşırı ilgi ihtiyaçları ve başkalarının duygu ve düşüncelerini umursamamaları yüzünden insanlar uzaklaşırlar. Sosyal olarak aktif, keyifli ve cazip olabilirler fakat insanlara karşı sorumsuz ve kibirlidir ler.
    Özel ilişkilerinde narsistik kişiler eşlerinden karşılıksız sevgi ve ilgi isterler buna karşılık hiç bir sorumluluk almazlar. Bu kişilerin bir ilişkiye girmesinin iki nedeni vardır; ya arzu ettikleri bir noktaya ulaşmak (mevki, para, pozisyon vs) yada mükemmelliklerini sürekli onaylayıp destekleyecek birine duydukları ihtiyaç. Narsistik kişiler ile birlikte olan insanlar çoğunlukla daha önce Narsistik bir anne yada babaya sahip olmuş kişilerdir, öyle ki çocukluklarında sömürünün ve ilgisizliğin sevgi olduğunu öğrenmişlerdir. Dolayısıyla Narsistik bir eş ile birlikte olduklarında kendi haklarını aramayı düşünmezler ve ilişkilerinde kalarak eşlerinin kendilerini hiç bir karşılık vermeden kullanmalarına izin verirler.
    Narsist kişiler toplumsal sorumlulukların kendileri için geçerli olduğuna inanmazlar. Karşılığında hiç bir şey vermeden başkalarının kendilerine hizmet etmesini beklerler. İstekleri olmadığında sözlü saldırılar, sinir krizleri, duygusal, fiziksel yada cinsel taciz ile tepki verebilirler. Birisi çıkıp bencil ve sömürgen yapılarını yüzlerine vurmaya kalkarsa aşağılayıcı ve saldırgan olabilirler.
    Mükemmel olduklarına dair inancı koruyabilmek için her tür davranışı gösterebilirler; değerlerini değiştirebilir, yalan söylemek, aldatmak, inkar etmek ve hatta gerekirse suç işlemek.
    Tam olarak hastalığın sebebi bilinmiyor ama bazı araştırmacılar çocuklukta yaşanılan tecrübeler ile bağlantılı olduğunu öne sürmüştür. Hastalık genelde ergenlik çağının başında ortaya çıkmaya başlamaktadır.
    Belirtiler
    1. Kritize edilmeye karşı öfke, utanç ve aşağılanma hissi duyar
    2. Kendi çıkarları için başkalarını kullanır
    3. Sadece kendini düşünmek
    4. Yeteneklerini ve başarılarını abartır
    5. Başarı, güç, güzellik, zeka yada ideal aşk ile ilgili fantaziler kurar
    6. Başkalarının kendisine farklı davranması gerektiğine dair beklentiler
    7. Sürekli insanların dikkatinin ve beğenisinin üzerinde olmasını beklemek
    8. Başkalarını kıskanmak ve haset etmek
    9. Aşırı gurur ve mükemmel olduklarına dair inanç
    10. Suçunu kabul etmez yada eleştiriyi kaldıramaz
    11. Fedakarlık yada iyilik yapmaz ama gösteriş amacı ile küçük davranışlarda bulunabilir
    12. Empati yapamaz
    13. Her şeye hakkı olduğuna inanır
    14. Yüzeysellik
    15. Sürekli şöhret, zenginlik ve başarı hayalleri kurar
    16. Dikkat çekmek, ilgi odağı olmak ve övülmek arzusu
    Tedavi
    Narsistik kişiler genelde psikoloğa yada psikiyatriste kişilik problemleri dışında başka sorunlar için gelirler. Genelde başka insanlar ile yaşadıkları problemleri kendi davranışlarının bir sonucu olarak düşünmezler aksine dış etkenlerin yada o insanların hataları sonucu olduğuna inanırlar. Bu kişiler çoğunlukla duygusal problemlere tahammül edemezler ve depresyon yaşadıklarında terapiye gelirler. Çoğunlukla gerçekler ile hayalleri arasında fark olduğunu gördüklerinde yada mükemmel olduklarına dair inançlarını sarsacak bir kriz yaşadıklarında (eşlerinin terk etmesi, iş kaybı gibi) depresyona girerler.
    Terapiye girmek genelde bu kişiler için zor olabilir çünkü yardıma ihtiyaçları olduğu fikri onlar için aşağılayıcı bir olaydır. Fakat ciddi bir kriz yaşıyorlarsa, kendilerine olan güvenlerini kazanmak, mükemmel oldukları inancına ve fantazilerine yeniden kavuşmak için tedaviye gelebilirler. Kendileri hakkındaki düşünceleri, geçmişleri, şu anki durumları ve tedavinin ne için gerektiği konusunda ki fikirleri itibarlarını yükseltme arzusu ile çarpıtılmıştır. Dolayısıyla gerçeklere dayalı yorumları reddeder ve yeterince egoları beslenmezse terapiyi bırakabilirler. Dolayısıyla belli bir ölçüye kadar kişinin gururunun okşanması tedavinin devamını sağlamak açısından önemli olabilir.
    Psikoterapi başkaları ile ilişkilerinde daha pozitif ve faydalı şekillerde davranmayı öğrenmesi, kendisi ve başkaları hakkında daha gerçekçi düşünceler geliştirmesi açısından faydalı olabilir, fakat doktorun hasta ile oldukça dengeli bir iletişim geliştirmesi çok önemlidir.

    Beğen

  5. Sayın EPİRDEN ; son günlerde TVF başkan vekili “bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü” halk deyişini akıllara getirecek şekilde kulüpleri arıyor hal hatır soruyormuş. Bu kankası genel müdürden federasyon başkanlığı için “ yürü be koçum kim tutar seni “ motivasyonu almadan yapabileceği bir şey değildir düşüncesindeyiz. Allah sonumuzu hayır etsin .. Bir genel müdürlük projesi daha doğuyor . Sayın spor bakanımız da olimpiyatlar sonrası kafasındaki çıtaya erişilemediği ve ülke olarak 41. sırada olmamızı sindiremediği için spor federasyonlarına ayar vermek amacı ile son günlerde birbiri peşi sıra açıklamalar yapıyor. Anlaşılan hedefi federasyon başkanlığı seçimlerini yada atamalarını kendi kontrolleri dışına çıkmasına izin vermeyecekler . Aman dikkat sayın bakanımız , 2012 yılından bu yana başta voleybol federasyonu olmak üzere spor bakanlığı projesi olmayan bir federasyon başkanlığı var mı ? Ha siz ben başkayım eski KILIÇ ‘a benzemem hata yapma olasılığım sıfıra yakındır , teşhisi koyar operasyonu yapar, hastayı ayağa kaldırırım diyorsanız o başka .Hadi aklınıza bileğinize kuvvet . Umarız Voleybol federasyonu başkan vekili ve geleceğin federasyon başkanı adayının genel müdürden aldığını düşündüğümüz motivasyonun kaynağı size kadar dayanmıyordur .Aksi halde sizin de hata yapma olasılığınızın değil , öngörünüzün sıfıra yakın olduğu kaygısına kapılacağız , bunu bize yapmayın lütfen .

    Beğen

  6. Sayın EPİRDEN ; Birinci etabı Turgutlu ‘da yapılacak olan Erkekler Avrupa şampiyonasının basın toplantısı yapılmış. Toplantıya TVF adına başkan vekili Mustafa EKŞİ katılmış . Ancak fotoğraflardan anladığımız kadarıyla diğer başkan vekilimiz ve federasyonumuzun sempatik ,renkli üyesi Ahmet GÖKSU ‘da oradaymış. Kıyafetlerine bakılacak olursa “ bizim burada temsili görevimiz yok ,burada sahneyi ve gösteriyi muhalefete bıraktık ,biz sahnemizi Konya ‘da almıştık ,sadece izlemeye ve seçim çalışması yapmaya geldik “der gibi . GÖKSU spor giyinmiş ,altında eşofmanı var ama ayaklarını göremediğimiz için bu kıyafeti parmak arası terlikle tamamlamış mı kestiremedik. EKŞİ ‘nin vücut dili “siz nereden çıktınız kardeşim der “ gibi . Açılış konuşmasını EKŞİ yapmış. Hollanda , Belarus ,Avusturya ve CEV temsilcileri de olmak üzere HERKESİN kurban bayramını kutlamış . Ardından tüm konuşmacılar kurban bayramı kutlama konuşması yapmışlar .CEV temsilcisi kutlamayı muhtemelen unutmuş. TURGUTLU sayın kaymakamı sporun her türlü branşını inceleyen bir ailenin ferdi olarak voleybol federasyonunun başarılarını kutlamış. Bizde sporcularımıza ve teknik ekibimize başarılar diliyoruz.

    Beğen

Serkan YILMAZ için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s